17 Mayıs 2008 Cumartesi

UFACIK TEFECİK POST

Trabzon bana yaramıyor,içimde büyük bir mutluluk var sanki başıma iyi birşeyler gelecek yada güzel şeler olacak gibi bilmiyorum.Bir yandan da kendimi yalnız hissediyorum kimsesizlikten değil var bir sürü sevdiğim,bu şehir bozuyor benim ruhalimi yalnız,mutsuz,sevinçli,heyecanlı...Ben hangisiyim??

12 Mayıs 2008 Pazartesi

TIME TO SAY GOOD BYE...

Yine Trabzon'a gidiş vakti geldi 15 gün boyunca sürecek sınavlar start alıyor maalesef ve ben hiç ama hiç bir yere gitmek istemiyorum ailemin yanından ayrılıp ;) Tek tesellim araya girecek olan bahar şenlikleri kapsamındaki Sezen AKSU konseri ve Duman konseri.Minik Serçe'yi bir türlü dinlemek kısmet olmamıştı ve Trabzon'da sınavların arasında olacak da olsa teselli olarak imdadıma süper yetişti.Anneannemin evi bildiğiniz gibi aynı durumda dağılmaktan toparlanmaya geçemedi,yani en pis yerinde Ebru vardı,en güzel yerinde Ebru olamayacak biraz da ondan gidesim yok.Gittiğim evde internet olmadığından yeni postlar olmayacak gibi ay sonuna kadar,yoğunluktan depolayamadım sadece yayınlanması kalmış postlar ancak fırsatım olur da internet kafeye gidebilirsem post yazacağım.Kendinize iyi bakın ,bana yine sınavlarım için dua edin desem çok mu olurum??? :( Hoşçakalın.


Bu arada tüm annelerin ve anne adaylarının anneler gününü kutluyorum.

09 Mayıs 2008 Cuma

DOĞUŞ

DOĞUŞ
Hayatı Tersten Yaşamak
Yaşamın en tatsız tarafı sona eriş şeklidir..
Şüphesiz ki yaşamı tersten yaşamak daha güzel,
Hatta mükemmel olurdu.
Nasıl mı?
Cami'de uyanıyorsunuz.
Bir tahta sandık içersinde,
Herkes karşınızda saf durmuş,
iyiliğinize dua ediyor
ve tüm haklar helal edilmiş vaziyette.
Tabuttan doğruluyorsunuz, yaşlı,
Olgun ve ağırbaşlı olarak.
Herkes etrafınızda, büyük bir itibar,
iltifatlar, çocuklar torunlar hepsi hazır.
Arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz.
Doğar doğmaz devlet size maaş bağlıyor,
aylık veya üç ayda bir maaşınızı alıyorsunuz.
Ne güzel, hazır maaş, hazır ev....
Altmışlı yaşlara kadar herşey garanti, huzur içinde yaşıyorsunuz.
Sağlığınız gittikçe düzeliyor,kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz.
Bir gün çalışmak istiyorsunuz
ve işe ilk başladığınız gün size hoş geldin hediyesi olarak
bir plaket ve altın kol saati veriyor patronunuz..
Ve genel müdürlük veya bunun gibi yüksek bir makamdan
tecrübeli bir insan olarak işe başlıyorsunuz.
Herkes karşınızda el pençe divan...
Vücudunuzda da bazı hoşa giden hareketler de başlıyor.
Gittikçe zayıflıyor forma giriyorsunuz.
Diğer hormonal aktiviteler artıyor,fevkalade.....
Aman ne güzel günler başlıyor...
Derken bir gün patron size artık üniversiteye gitsen daha iyi olur diyor.
Bu arada babanız ortaya çıkmış,
"Fazla çalıştın." diyor.
"Artık eve dön, işi bırak, okumaya başla,harçlığın benden olsun..."
Keyfe bakar mısınız?
Okuduğunuz dersler gittikçe kolaylaşıyor.
Ekmek elden,su gölden bir dönem başlıyor.
Partiler, diskotekler,kızların sayısı artıyor.
Derken anne ve babanız sizi götürüp getirmeye başlıyor,
araba kullanma derdi de yok artık....
Günün birinde sizi okuldan da alıyorlar,
"Evde otur,keyfine bak, oyuncaklarınla oyna" diyorlar..
Mamanız ağzınıza veriliyor,
zaman zaman altınızı bile temizliyorlar,
hatta bu durum alışkanlık yaratıyor
ve hiç tuvalet kullanmamaya başlıyorsunuz.
Derken anneniz bir gün size süt verme kararını alıyor
ve başka bir keyifli dönem başlıyor.
Mama artık her yerde, her an ve en taze şeklinde hazır.
Bir gün karanlık ılık ve sıcak bir ortama giriyorsunuz.
Beslenmek için ağzınızı açmaya dahi gerek yok,
bir kordondan besleniyor,
sıcacık, yumuşacık, gürültü ve patırtısız bir ortamda yaşıyorsunuz.
Küçülüyor, küçülüyor, ufacık bir hücre halini alıyorsunuz.
Ve günün birinde müthiş bir olayla hayatınız bitiyor... ; )
CAN YÜCEL
Geçen sene bir maille ulaşmıştı bu muhteşem paragraflar bana.Heyecanla okuyup her defasında "Ne güzel olurdu"..."Aaa,ne güzel olurdu." deyip durmuştum,aklına kalemine sağlık Can YÜCEL'İN.Hatta anneme okudum şimdi "Aaa ne güzel olurdu." dedi :) Bilmiyorum siz neler hissedeceksiniz,mutlaka ilk kez okuyanlar olacaktır,umarım benim vesilemle mutlu olur ilk kez okuyanlar da ve diğerlerinin de yüzünde de büyük bir tebessüm.Herkese keyifli,bol etkili güneşli(sıcağı etki eden) haftasonları.Bye bye...

07 Mayıs 2008 Çarşamba

BİR MANDALİNANIN ÖYKÜSÜ

Benim turuncu tombiş mandalinamın


içinde kocamaan sevgiyle dolu bir kalbi var


sevgi dolu dünyasını paylaşmaya hazır

içtendir,senin dünyanı da sarmaya hazır

öyle ki seni içindeki en güzel yerde tutmak için kendi dünyasını omzuna yük edebilir

onun olmanı ister,sevgini belli et yeter

elini tutman...

ona sarılıp uyuman...

sonsuz sevmen...

en büyük huzuru,keyfi olur mandalinamın

ama gitmek zorundadır,hayat işte...

herşeye rağmen sevildiğini bilmek depresyona girmesine engel olamamıştır

06 Mayıs 2008 Salı

Y.O.K.

Şu tadilat girdik gireli baya boşladım blogumu,inanılmaz bir post yazma isteği karşısında bulabildiğim 2. vaktimde de abudik-gubudik bir post yazacağım :( Bugün biraz içedönük,durgunum,mahsunum çünkü O gitti.En yakın arkadaşım da gidecek perşembeye.Trabzon'a bir kez daha gitme zamanı yaklaşıyor ve ben hiiiç istemiyorum stres oldum,12 sindeki yolculuğum kaçınılmaz maalesef.Bu aralar kahvaltı yapmıyorum,mutsuzum en sevdiğim öğünümü kendi ellerimle bir yerlere bıraktım ama geri kazanmaya niyetliyim.Sıkı spor yapmam gerekiyor diye hayıflanırken Topsy Kretts'in(umarım sağsalim Rusya'ya ulaşır,blogundan takip ederiz artık ne yapmış.) gönderdiği pilates cd si işime yarar diye düşünüyorum,tabii kargo elime geçerse.Yemek yiyemiyorum,her gören sen zayıfladın mıı diye gözünü pörtletirken ben normal kilomun 1 kg da üzerindeyim hatta,durumu kavrayabilmiş değilim.Şu günlerde zaten hiçbirşeyi kavrayamıyorum,zeka geriliği mi başladı acaba?? :~) Aman Allah korusun,havalar kapalı ben yazlıklarımı çıkarmış kışlıklarımı kaldırmış kötü,soğuk,yağışlı havalarda t-shirtlerimle baharı karşılıyorum.Bu durum psikolojimi etkilemiş olabilir.Bir de özlemlerim çoook büyüdü malum konudan dolayı,çaresizlik çok kötü birşey,sürekli burnunun direğinin sızlaması,ne zaman ağlayacağının belli olmaması.Mutluyum hayatımdaki insanlar bunu kaçınılmaz kılıyor ama kimi zaman da çaresizliğine ve yalnızlığına kafi gelemiyor.Bugünlerde en çok söylediğim şarkı bu yüzden Y.O.K. olmalı,işte sözleri:


Y.O.K.
İlk değil, son olmaz
Hayat yalnız yaşanmaz
Gidenin ardından bakıp ağlanmaz
Kimsesiz, çaresiz.
Bir şey yok, hiç kimse yok
Ağlasam, yalvarsam, bağırsam
Bir şey farketmez...
Elimden hiçbir şey gelmez, hiçbir çarem yok
Karanlık bu sokaklarda sesimi duyan yok
Elimden hiçbir şey gelmez, hiçbir çarem yok
Karanlık bu sokaklarda sesimi duyan yok
İlk değil, son olmaz
Hayat yalnız yaşanmaz
Sesimi duyan yok, elimi tutan yok
Ağlasam, yalvarsam, bağırsam
Bir şey farketmez
Elimden hiçbir şey gelmez, hiçbir çarem yok
Karanlık bu sokaklarda sesimi duyan yok
Elimden hiçbir şey gelmez, hiçbir çarem yok
Karanlık bu sokaklarda elimi tutan yok
Hiç kimse yok!

Çilekeş
Yakın zamanda güzel postlar yazmam umuduyla,hoşçakalın...

30 Nisan 2008 Çarşamba

OOooPPSSS!!!

Uzun zamandır yazamıyorum,boyumuzdan büyük işlere mi karıştık ne???Anne&Tete&Ebru 3'lüsü olarak bir de yardımcı mimarımız Mustafa USLU,oldukça fazla vaktini alıyoruz reklamın yapayım istedim ama web de bir bilgiye ulaşamadım maalesef,kısmet değilmiş :) Biz Mustafa'nın sabrını zorlarken bizim sabrımızı da ustalar oldukçaaa zorluyor.Gerçi ben durumu özetlemedim:anneannemlerin teras odası vardı öncelikle oranın zemin karosuydu mobilyasıydı giriştik bir işe.Ardından banyo&wc tadilat ettirelim dedik,sonra kapılar olmaz onlar da değişsin dedik,hazır işe kalkışmışken mutfak dolapları da değişsin istedik hatta ve hatta asansör de gerekli nerden ne olur diye de projelendirmeye çalışıyoruz :) Anneannem ve dedem kardeşinin yanına şehir dışına gönderildi,teyzem görümcesine,diğer teyzem ve kuzenim ise bize geldi ev boşaltıldı,ustalar,malzemeler ayarlandı veeee komedi maceramız start aldı.

Tüm ustaları bir araya topladığımız gün 2 elektrikçimiz,2 su tesisatçımız,2 sıvacımız,1 de taşıyıcımız vardı;ee bir de mimar lazım ne olacak ne bitecek anlatmaya teknik şeyleri,aradık beklerken bize soru bombardımanı başladı.Sıvacı soruyor "Yengee,küvet burda mı olcakh?"Teyzem ölüçsünü,vs veriyor. "Haa,anladım yenge."Düşünüyor düşünüyor "Yenge peki bunun bataryalar nerde?" Ben atlıyorum "150lik kısımda sol duvarda yani :) " "Haaa...." Yine düşünüyor düşünüyor bir cıklama ve ardından teyzem "Bir problem mi oluşuyor,oluşması için bir sebep yok gerçi de!?" diyor veeee koptuğum an şu andır gelen cevabı yorumsuz olarak yazıyorum daha da bişey demiyorum -> "Şimdiii teknik olarak bir sorun yok ancak dinimizce uygun değil,olmaz.Bunu bu şekilde yapamayız,bakın eski wc'nize taşı olsun duş sistemi olsun yönü Kıbleden taraf değil." Yüzümüzden anlıyor ki dediği gibi yaptırmayacağız. "Neyse ya Mustafa gelsin O'na değiştirtiriz,projeyi Kıbleye uygun hale getirtirim ben." Ooooppsss proje değişmedi ;)Şantiye şefi tetem,yardımcı annem ve estetik danışman ben inşaata devam...
BATS-YARASALAR

Ben çıkardıkları çok yüksek frekanslı ses dalgalarıyla yarasa denen yaratığı,canavarı her neyse sevmiyorum nefret ediyorum.Bunarı neden mi yazıyorum;yeni keşfettim ve fark etmeyenler varsa kendilerini tanısınlar yarasa denen şeyi sevmediklerini dile getirebilsinler istedim. Allah'ın gücüne gitmesin ama ne bu şey ya kanatları,yüzü herşeyi itici güzel bir tek yanı yok,göremiyorum ben,ııgh.Yine Allah eksikliğini göster misin,aratmasın.Vardır onun da şu Dünya'ya bir katkısı herhalde var olduğuna göre diye düşünüyorum,üzülerek de olsa ;p Hak da kalmayayım;

*Amerikan iç savaşında barut yapmak için kullanılan malzemelerden biri de yarasa dışkısıymış.
*Meyve yiyen yarasalar, 450 kadar ticari maddeyi ve 80 kadar ilacı insanoğlunun hizmetine sunmaktaymış.
SİVRİSİNEK LARVALARI

Hayvanlar alemi gibi olacak bu post ama yukarıda gördüğünüz fotoğrafı paylaşmayı istedim ki
şu yarasalardan sonra biraz ısınabilelim hayvancıklara diye :) Sivrisinek larvaları ne de sevimliler değil mii??

YENİ KELİME
Bir de bu hafta lugatıma bir kelime daha eklendi yani ben bilmiyordum :( ANTİHİSTAMİNİK alerjik durular için kullanılan kimyasal ajanmışş.
NERDEN ÇIKTINIZ??
Sonraaa 2.vizelerimin kapıya dayandığını ve acilen notlarıma kavuşup çalışmam gerektiği kafama çat pat vuruyor,sinir oluyorum,çalışmak istemiyorum :(


Güçsüz yanlarımı birine teslim etmek istiyorum,yine bu kişi beni güçlü görmesin,bebeği gibi savunmasız karşısında duruyum beni korusun kollasın stiyorum.Neden istiyorum hiç bilmiyorum,güsüzlüklerimi devretmişken güçlü yanlarımla neden güçsüz olmak istiyorum birinin yanında hiiiiç bilmiyorum.Yaz geldi,havalar güzelleşti,küresel ısınma her nedense bişmiyorum ama mutlu olurmuşum gibi geliyor ;)
Bir de tuhaf rüyalar ve düşünceler sarmış durumda beni bir sonraki postta yazarım artık onları da,galiba en sıkıcı postumu yazmış bulunmaktayım,bir de bu hafta boyunca 2 kere yaptığım kurabiyenin tarifini verecektim ama yarın yazarım çünkü çook yorulmuşum,uykuya karşı koyamayacak kadar direncim düştü.Bye bye...

27 Nisan 2008 Pazar

ÖYLE YA DA BÖYLE


beni böylesine
sevmene
neden neydi ki
gidişinin ardındaki
münasebetsiz
açıklamalarını dinleyeyim??
Ne de olsa
her ikisinde de
ben
yok muyum
...